Vatandaşlık Maaşında Asıl Sınav Yoksulluğu Azaltmak
Türkiye, kamuoyunda “vatandaşlık maaşı” olarak adlandırılan Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’ni tartışıyor. Düşük gelirli ailelerin barınma, gıda, enerji ve bakım ihtiyaçlarını desteklemeyi amaçlayan bu model, doğru kurulursa sosyal korumadaki önemli boşlukları giderebilir. Bunun için desteğin gerçek ihtiyaca göre belirlenmesi, çalışmayı teşvik etmesi ve vatandaşın açık kurallara dayanan bir hakkı olarak uygulanması gerekir.
Tartışmanın merkezine önce doğru tanımı koymalıyız. Açıklanan sistem, her vatandaşa aynı tutarda ve koşulsuz maaş bağlanması değildir. Hanenin gelirini, aile bireylerinin özelliklerini ve ihtiyaçlarını dikkate alan bir gelir desteği modelidir. Kamuoyunda kullanılan “vatandaşlık maaşı” adı, herkese otomatik ödeme yapılacağı beklentisi yaratmamalıdır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 28 Nisan 2026 tarihli açıklamasına göre çalışma, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda 14 kurumla yürütülüyor. Modelde çocuk sayısı, anne ve babanın durumu, engellilik ve yaşlılık gibi özelliklerin değerlendirilmesi; ailelere gelir desteği sunulurken istihdamın da güçlendirilmesi hedefleniyor.
Strateji ve Bütçe Başkanlığının yayımladığı Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlar Özel İhtisas Komisyonu Raporu da bu yaklaşımın düşünsel temelini ortaya koyuyor. Raporda, hanenin gelir veya tüketim seviyesi ile destek eşiği arasındaki farkın yardım olarak karşılanması öneriliyor. Çalışan yoksulların kapsanması ve sosyal yardımdan çıkışın istihdamla desteklenmesi de ele alınıyor. Ancak bu rapor bir politika önerisidir; tek başına uygulanacak ödeme şartlarını belirleyen bir mevzuat değildir.
Bu nedenle sistemin genel amacı ile basına yansıyan taslak ayrıntılarını birbirinden ayırmak zorundayız. Hane gelirinin 23 bin 552 TL’nin altında olması, 2,5 milyon hanenin kapsanması, 1,5 trilyon TL destek öngörülmesi, aylık otomatik kontrol ve özel kartla ödeme gibi bilgiler haberlerde yer alıyor. Bunları, nihai uygulama düzenlemesi ve bütçe açıklamasıyla teyit edilmeden kesinleşmiş hak sahipliği şartları olarak sunmak erken olur. [Takvim, Vatandaşlık maaşında 2,5 milyon haneye destek, 12 Ekim 2026. Taslak ayrıntılarını aktaran haber kaynağıdır.]
Sistemin en önemli sorusu, ihtiyaç sahibi hanenin nasıl belirleneceğidir. Her aileye aynı yardımı vermek adaleti sağlamaz; yalnızca toplam gelire göre karar vermek de aynı ölçüde eksik kalır. Kendi evinde yaşayan tek kişi ile aynı gelirle kirada oturan iki çocuklu ailenin geçim koşulları birbirinden farklıdır. Engellilik, sürekli hastalık veya bakım ihtiyacı bulunan hanenin zorunlu giderleri de daha yüksek olabilir.
Bu yüzden kademeli destek, yalnızca daha az geliri olana daha çok para vermek şeklinde kurulmamalıdır. Hane büyüklüğü, çocukların yaşları, kira ve bakım giderleri birlikte değerlendirilmelidir. Hanelerin ortak giderlerini de hesaba katan eşdeğer gelir ölçüsü, tek bir toplam gelir sınırından daha adil bir başlangıç sağlar. Bunun üzerine barınma ve bakım gibi özel ihtiyaçlar eklenebilir. Benzer koşullardaki ailelere benzer destek verilmesi için hesaplama yönteminin kamuoyuna açık olması gerekir.
Basına yansıyan 23 bin 552 TL tutarının tüm haneler için değişmez sınır kabul edilmesi ciddi sorunlar yaratabilir. Dört kişilik bir ailenin toplam geliri 24 bin TL ise kişi başına 6 bin TL düşer. Sadece toplam gelir esas alınırsa, bu aile sınırı aştığı gerekçesiyle dışarıda kalabilir. Bir kişilik haneyle dört kişilik haneyi aynı tutar üzerinden değerlendirmek, yardımın hedeflediği yoksulluğu gözden kaçırabilir.
Üstelik aynı haber, bir yandan 23 bin 552 TL’nin altında gelir şartından söz ederken, diğer yandan bu tutarda emekli aylığı bulunan ve başka geliri olmayan kiracı haneye kira yardımı yapılabileceğini belirtiyor. Bu anlatım, sınırın nasıl uygulanacağının ve kira desteğinin ayrı bir ölçüte bağlanıp bağlanmayacağının açıklanmasını gerektiriyor. Haber metnindeki bu belirsizlik giderilmeden, söz konusu tutarı alan emeklilerin kesinlikle kapsam dışında kalacağını söyleyemeyiz. [Takvim, Vatandaşlık maaşında 2,5 milyon haneye destek, 12 Ekim 2026. Taslak ayrıntılarını aktaran haber kaynağıdır.]
Destek eşiği, enflasyon karşısında düzenli güncellenmelidir. Aksi halde bir hanenin nominal geliri artarken satın alma gücü düşebilir; aile gerçekte daha yoksul hale geldiği halde sistemden çıkarılabilir. Sosyal yardım hesabında yalnızca gelirin rakamsal artışı değil, temel ihtiyaçları karşılayabilme gücü de önemlidir.
Bölgesel farklılıkların dikkate alınması bu bakımdan değerlidir. Büyükşehirlerde kira, soğuk iklimli illerde ısınma gideri daha belirleyici olabilir. Ancak coğrafya, hanenin gerçek ihtiyacının yerine geçmemelidir. Büyükşehirdeki aile enerjiye, kırsaldaki aile kiraya ihtiyaç duyabilir. Doğal gaz altyapısı bulunmayan bir yerde yalnızca doğal gaz faturası üzerinden yardım yapılması da ihtiyacı karşılamaz. Desteğin kapsamı; yerel fiyatlar, iklim, kullanılan yakıt ve konut koşullarıyla birlikte belirlenmelidir. Kira desteği ise sosyal konut ve konut arzını artıran politikalarla desteklenmelidir.
SGK, vergi, tapu ve banka verilerinin karşılaştırılması, yanlış beyanları ve mükerrer yardımları azaltabilir. Türkiye’de başvurudan ödemeye kadar süreçleri elektronik ortamda yöneten ve kamu kurumları arasında veri entegrasyonu sağlayan Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi zaten bulunuyor. Yeni modelin mevcut altyapıdan yararlanması, işlemlerin hızlanmasına katkı sağlayabilir. [ https://www.aile.gov.tr/btgmd/e-hizmetler-yeni/butunlesik-sosyal-yardim-bilgi-sistemi/]
Ancak kayıtlar, kişinin ekonomik durumunu her zaman eksiksiz göstermez. Banka hesabına giren her para düzenli gelir değildir. Borç alınan tutar, kişinin kendi hesapları arasındaki transfer veya tek seferlik satış bedeli farklı değerlendirilmelidir. Tapuda görünen küçük bir miras hissesi de her ay kullanılabilir gelir sağladığı anlamına gelmez. Sistem, varlık kaydı ile fiilen elde edilen geliri birbirine karıştırmamalıdır.
Elektronik kontrolün görevi karar sürecini güçlendirmektir. Çelişkili durumlarda sosyal inceleme yapılabilmeli, vatandaşın açıklaması dinlenmeli ve yanlış veriyi düzeltme yolu bulunmalıdır. Banka hareketlerinin incelenmesinde yetki, amaç, erişim sınırları ve kişisel verilerin korunması açık hukuki kurallara dayanmalıdır. Haksız ödemeyi önlemek kadar, gerçek ihtiyaç sahibini yanlışlıkla dışarıda bırakmamak da başarı ölçütüdür.
Gelirin her ay kontrol edilmesi güncellik sağlar; fakat tek aylık değişim nedeniyle yardımın aniden kesilmesi mağduriyet yaratabilir. Mevsimlik çalışan, bir ay fazla mesai yapan veya geçmiş ücretini topluca alan kişi, sonraki ay yeniden düşük gelirle yaşamak zorunda kalabilir. Veriyi aylık izlemek ile desteği her ay keskin biçimde değiştirmek farklı işlemlerdir. Düzenli ve tek seferlik gelirlerin ayrılması, değişken kazançlarda birkaç aylık ortalamanın kullanılması ve kesinti öncesinde gerekçeli bildirim yapılması gerekir.
İşe giren kişi için geçiş dönemi, işini kaybeden kişi için hızlı geri dönüş mekanizması bulunmalıdır. Başvuruların e-Devlet üzerinden alınması işlemleri kolaylaştırabilir; ancak yaşlılar, engelliler ve dijital erişimi olmayanlar için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları üzerinden erişilebilir başvuru desteği korunmalıdır. Ret ve kesinti kararlarına karşı kolay, hızlı ve anlaşılır bir itiraz yolu oluşturulmalıdır.
Kartlı ödeme de aynı anlayışla ele alınmalıdır. Faturaya doğrudan ödeme veya belirli ihtiyaçlar için tanımlanan destek yararlı olabilir. Bununla birlikte yardımın tamamını dar bir mağaza ağına veya ürün listesine bağlamak, aileyi pahalı alışverişe zorlayabilir ve ulaşım, okul ihtiyacı ya da küçük onarım gibi giderleri karşılamasını engelleyebilir. Esnek nakit desteği korunmalı; kart ücretsiz, yaygın kullanılabilir ve hak sahibini damgalamayan bir ödeme aracı olmalıdır. Kartın varlığı, yardımın yeterli ve adil olduğunu tek başına göstermez.
GETAD’ın başarısı, vatandaşın çalışarak elde ettiği kazancı artırmasına bağlıdır. Bir kişi 5 bin TL ek ücret kazandığında yardımı da 5 bin TL azaltılırsa, çalışmasının mali getirisi kalmaz. Ulaşım ve bakım giderleri eklendiğinde aile geriye bile düşebilir. Bu durum, kayıtlı çalışmanın cazibesini zayıflatabilir.
Bu nedenle çalışma gelirinin bir bölümü destek hesabından muaf tutulmalı veya yardım, kazançtan daha yavaş azaltılmalıdır. Örneğin 5 bin TL ek kazanç karşılığında desteğin 2 bin TL azalması, haneye 3 bin TL net kazanım bırakır. Bu, açıklanmış bir GETAD oranı değil, çalışma teşvikinin nasıl kurulabileceğini gösteren bir örnektir. Kreş, ulaşım, bakım hizmetleri ve mesleki eğitim de işe katılımı kolaylaştırmalıdır. Çalışabilecek durumda olmayan yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç kişilerden aynı yükümlülükler beklenmemelidir.
Emeklilerin destekten yararlanabilmesi önemli olmakla birlikte sosyal yardım ile sosyal sigorta hakkı arasındaki ayrım korunmalıdır. Emekli aylığı, kişinin çalışma ve prim geçmişine dayanan bireysel bir haktır. Hane gelirine bağlı yardım ise farklı bir sosyal koruma aracıdır. Eşinin veya çocuğunun geliri nedeniyle destek alamayan emeklinin kendi aylığıyla geçinememesi mümkündür. Bu nedenle GETAD, emekli aylıklarının yeterliliği sorununu çözme sorumluluğunun yerine geçirilmemelidir.
Sosyal güvenlik üzerindeki mali etki de finansman kaynağına bağlıdır. Genel bütçeden karşılanan bir destek kamu harcamasını artırır; doğrudan SGK’nın primle finanse edilen aylık giderini artırmış sayılmaz. SGK’ya mali yük aktarılırsa değerlendirme değişir. Desteğin nereden finanse edileceği ve mevcut yardımlarla ilişkisi açıkça belirlenmelidir.
Basında yer alan 2,5 milyon hane ve 1,5 trilyon TL rakamları, dönem ve kapsam açıklanmadan sağlıklı değerlendirilemez. Eğer 1,5 trilyon TL, 2,5 milyon haneye bir yılda dağıtılacaksa, hane başına aylık ortalama ödeme 50 bin TL olur. Bütün haneler için hedefin 23 bin 552 TL’ye kadar gelir tamamlama olduğu varsayımında ise sıfır gelirli 2,5 milyon haneye bu tutarın tamamının bir yıl ödenmesi 706,56 milyar TL eder. Geliri bulunan hanelere yalnızca fark ödenirse maliyet daha düşük olur.
Bu hesap haberin (Takvim Gazetesi ) mutlaka yanlış olduğunu kanıtlamaz. Bütçenin çok yıllık olabileceğini, başka destekleri içerebileceğini veya gelir eşiğinin farklı şekilde uygulanabileceğini gösterir. Fakat bu ihtimallerden hangisinin geçerli olduğu açıklanmadan, 1,5 trilyon TL’yi kesinleşmiş yıllık GETAD bütçesi olarak anlatamayız. SBB’nin Vatandaşın Bütçe Rehberi 2026 belgesindeki 917 milyar TL sosyal nitelikli harcama kaynağı da geniş kapsamlıdır; GETAD’a özgü bir ödenek olarak kabul edilemez. [https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2026/01/Vatandasin-Butce-Rehberi-2026.pdf]
Programın ölçeğini görmek için basit senaryolar yeterlidir. 2,5 milyon haneye aylık ortalama 5 bin TL ödeme yıllık 150 milyar TL; 10 bin TL ödeme 300 milyar TL; 15 bin TL ödeme 450 milyar TL gerektirir. Bunlar resmî maliyet tahminleri değildir. İdari giderler ve yıl içindeki değişiklikler hariç, ortalama desteğin bütçeyi nasıl etkilediğini gösteren hesaplamalardır. Sürdürülebilirlik için yeni harcamanın büyüklüğü, mevcut yardımlardan "aktarılacak kaynak, enflasyona göre güncelleme ve kalıcı finansman birlikte açıklanmalıdır.
Bakanlığın şubat ve nisan aylarındaki açıklamaları, pilot çalışmaların 2026’da başladığını ve 2027’de ülke geneline yaygınlaşmanın hedeflendiğini bildiriyor. Ekim ayındaki taslak haberlerinde ise pilot yerlerin aralıkta belirlenmesi ve ödemelerin 2027’nin ilk çeyreğinde başlaması anlatılıyor. Pilot çalışma; veri analizi, simülasyon veya sınırlı ödeme denemesi anlamına gelebilir. Bu nedenle hazırlık çalışmalarının başlaması ile bütün hak sahiplerine düzenli ödeme yapılması aynı aşama sayılmamalıdır.
Ülke geneline yaygınlaşma için yalnızca Meclis süreci yeterli değildir. Uygulama kuralları, bütçe, veri doğruluğu, personel, ödeme altyapısı ve itiraz mekanizması birlikte hazırlanmalıdır. Pilot uygulamanın başarısı ödeme yapılan hane sayısıyla sınırlı ölçülmemeli; ihtiyaç sahibinin dışarıda kalma oranı, ödemelerin düzenliliği, yoksulluk açığındaki azalma ve kayıtlı istihdam üzerindeki etki de izlenmelidir. Hukuki ve mali çerçeve tamamlandıktan sonra en azından mevsimsel gelir ve gider değişimlerini görebilecek bir değerlendirme dönemi bırakılması önemlidir. 2027 hedefi, bu sonuçlar dikkate alınarak yönetilmelidir.
Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’nin değerini adı veya açıklanan bütçe büyüklüğü belirlemeyecek. Ailenin kira, gıda, enerji ve bakım giderleri karşısında ne ölçüde güçlendiği belirleyecek. Bunun yolu, gerçek ihtiyacı ölçen bir eşik, çalışmayı ödüllendiren ödeme düzeni, güvenilir denetim ve erişilebilir itiraz sürecidir.
Sosyal devlet, insanı gelir kaybı karşısında korurken kendi emeğiyle daha iyi yaşama imkânını da güçlendirmelidir. GETAD bu amacı karşılayacak şekilde kurulabilir. Emekli aylıklarının ve ücretlerin yeterliliği için yürütülmesi gereken politikalarla birlikte uygulandığında, kalıcı yoksullukla mücadeleye katkı sunabilir. Asıl başarı, kaç hanenin yardım aldığı kadar, kaç hanenin geçim güvencesini kazanarak yardıma ihtiyaç duymadan yaşayabildiğinde aranmalıdır. Yaşlılık, engellilik veya sürekli bakım nedeniyle kalıcı desteğe ihtiyaç duyanların güvencesi de bu süreçte korunmalıdır.
Dilek Ete
Sosyal Güvenlik Müşaviri