EMEKLİ ÇÖZÜM BEKLİYOR
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan’ın Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki açıklaması önemlidir. Bakan, emeklilerin ekonomik koşullarının farkında olduklarını; Ocak 2027’den itibaren geçerli olması hedeflenen, yasal artışlara ilave iyileştirmeleri içeren bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Sürecin Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında, Sayın Mehmet Şimşek ve ilgili kurumlarla sürdürüldüğünü belirtti.
Sorunun tespitinde aynı yerdeyiz. İnşallah çözümünde de aynı yerde buluşuruz. Ancak emekli açısından belirleyici olan, çalışmanın ne zaman biteceği, aylığına kaç lira ekleneceği ve iyileştirmenin kalıcı olup olmayacağıdır.
Bir emekli olarak önerilerim açıktır.
Her bayram için bir net asgari ücret
Ramazan ve Kurban bayramlarında ayrı ayrı, ödeme tarihinde geçerli bir net asgari ücret tutarında ikramiye verilmelidir. Böylece iki bayram için yıllık toplam iki net asgari ücret esas alınmış olur.
İkramiyenin asgari ücrete bağlanması, her yıl yeniden açıklama beklenmesini de önler. Dul ve yetim aylığı alan hak sahiplerinin yararlanma esasları kanunda açıkça gösterilmelidir.
Yasal artışların üzerine aylık 25 bin lira
Talebim, bütün emeklilerin aylıklarına yasal artışların üzerine 25.000 TL kalıcı seyyanen artış yapılmasıdır. Bu artış kök aylığa eklenmeli, sonraki zamların hesabına girmeli ve taban aylık tamamlama mekanizması içinde erimemelidir.
Eşit tutarda artış, düşük aylıklarda oransal olarak daha güçlü rahatlama sağlar. Ancak geçmişten gelen bütün prim adaletsizliklerini çözmez. Bu nedenle seyyanen artış, intibak ve aylık hesaplama reformuyla birlikte ele alınmalıdır.
Dul ve yetim hak sahiplerine uygulanacak tutar veya pay esasları da ayrıca açıklanmalıdır. Bütçe hesabı yapılırken emekli sayısı, hak sahibi sayısı ve aylık dosyası sayısı birbirine karıştırılmamalıdır.
Ülke büyürken emekli de pay almalı
Büyümeden pay talebinin iki ayrı boyutu vardır.
Birincisi, aylık ilk kez hesaplanırken geçmiş prime esas kazançların güncellenmesidir. 2000–2008/Eylül döneminde gelişme hızının tamamı dikkate alınırken, 5510 sisteminin güncelleme katsayısında reel gelişme hızının %30’u esas alınmaktadır.
Talebim, bu katkının yeniden %100’e çıkarılmasıdır. Reel büyümenin %5 olduğu varsayımsal bir yılda %30 katkı, 1,5 puana karşılık gelir; tamamının dikkate alınması 5 puandır. Aradaki 3,5 puan, büyümenin katsayıya katkısındaki farktır; bütün aylıklara doğrudan aynı oranda zam anlamına gelmez.
İkincisi, zaten emekli olmuş kişilerin de reel büyümeden düzenli pay almasıdır. İlk aylığın hesabını düzeltmek, mevcut emeklilerin zam sistemini kendiliğinden değiştirmez. Bu nedenle iki konuda da açık yasal düzenleme yapılmalıdır.
İntibak: Prim gününe ve kazanca saygı
İntibak, bütün aylıkları aynı tutara getirmek değildir. Talebim, aynı veya benzer prim geçmişine sahip kişilerin farklı emeklilik tarihlerinden ve hesaplama kurallarından kaynaklanan haksız farklarının giderilmesidir.
Ödenen prim günü ve prime esas kazanç birlikte değerlendirilmelidir. Daha uzun süre ve daha yüksek kazanç üzerinden prim ödeyen kişinin katkısının karşılığı korunmalıdır. Düşük aylıkların yükseltilmesiyle prim karşılığının korunması birlikte sağlanabilir.
Düzenleme yalnızca yeni emekli olacakları kapsarsa mevcut adaletsizlikler sürer. Mevcut emeklilerin dosyaları için de kapsamı ve hesaplama yöntemi belirlenmiş bir uygulama gerekir.
Aylık bağlama oranları iyileştirilmeli
“2008 öncesine dönüş” talebi somutlaştırılmalıdır; o dönemde de bütün statüler için tek bir oran yoktu.
SSK’nın 2000–2008 dönemindeki genel hesabında ilk 3.600 günün her 360 günü için %3,5; sonraki 5.400 günün her 360 günü için %2; daha sonraki günler için %1,5 esas alınıyordu. Bu hesapla 9.000 gün, yani 25 yıl için oran %65 oluyordu. 5510’un genel %2/yıl kuralında aynı süre %50’ye karşılık gelir.
Bu, kurallar arasındaki 15 puanlık farkı gösterir. Her emeklinin aylığının doğrudan %30 artacağı anlamına gelmez; karma hizmet dönemleri ve kazanç hesabı sonucu etkiler.
Talebim, daha koruyucu aylık bağlama oranlarının benimsenmesi ve iyileştirmenin mevcut emeklilere de intibak yoluyla yansıtılmasıdır.
TÜİK verileri açık ve denetlenebilir olmalı
Enflasyon emeklinin gelirini doğrudan etkiliyorsa hesaplama süreci de toplum tarafından denetlenebilmelidir. Sepetin içeriği ve ağırlıklarının yanında, ayrıntılı ortalama madde fiyatları ve yöntem değişiklikleri anlaşılır biçimde yayımlanmalıdır.
TÜİK, Mayıs 2022 sonuçlarından itibaren ortalama madde fiyatları tablosunu güncellememe kararı açıklamıştı. Talebim, ayrıntılı fiyat şeffaflığının güçlendirilmesidir.
Emeklilerin gıda, kira, enerji ve sağlık harcamaları karşısındaki durumunu izleyen tamamlayıcı göstergeler de yayımlanmalıdır. Genel ortalama, farklı gelir gruplarının yaşadığı yükü tek başına anlatmayabilir.
Enflasyon telafisi için altı ay beklenmemeli
Fiyatlar her ay değişirken gelir telafisinin altı ay sonra yapılması, aradaki dönemde alım gücü kaybı yaratır. Aylık enflasyon, açıklanmasını izleyen emekli ödemesine yansıtılmalıdır.
Örneğin 30.000 TL aylıkta %2 enflasyonun karşılığı 600 TL’dir. Aylık %2 artış altı ay sürerse bileşik fiyat artışı yaklaşık %12,62 olur. Dönem sonunda zam yapılması, önceki aylarda yaşanan nakit sıkışıklığını ortadan kaldırmaz.
Aylık ödeme sisteminde altı aylık yasal artışlarla mahsuplaşma açıkça düzenlenmeli; enflasyon telafisi ile refah artışı ayrı gösterilmelidir. Fiyat kaybını karşılamak, büyümeden pay vermenin yerine geçmez.
Sayın Bakan, emekli ekonomik güçlüğün farkında; her gün yaşayarak biliyor. Şimdi çözümün kapsamını bilmek istiyor.
Her bayram için bir net asgari ücret ikramiye, bütün emeklilere aylık 25 bin lira kalıcı seyyanen artış, büyümeden tam pay, prim adaletini sağlayan intibak, daha koruyucu aylık bağlama oranları, şeffaf enflasyon verileri ve aylık enflasyon telafisi birlikte değerlendirilmelidir.
Bu paketin maliyeti, finansmanı ve uygulama takvimi kamuoyuna açıklanmalıdır.
Rakamı açıklayın, kaynağı bütçeye koyun, düzenlemeyi Meclise getirin. Emeklinin talebi insanca yaşam, primine saygı ve ülkenin büyümesinden hakça paydır.