×
Facebook'ta paylaş
← Tüm Makaleler Ana Sayfa

2027 BÜTÇESİNİN SOSYAL GÜVENLİK AÇISIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

2026 gerçekleşme tahmini ile 2027 programının karşılaştırılması

2027 bütçesinde sosyal güvenliğe ayrılan kaynak belirgin biçimde artıyor. Ancak bu artış, emeklilere aynı oranda zam yapılacağı anlamına gelmiyor. Bütçenin olumlu yönü, aylıkların ve sağlık hizmetlerinin finansmanı için daha fazla kamu kaynağı öngörmesi. Dikkat gerektiren yönü ise prim gelirlerinin giderleri karşılamakta daha yetersiz kalması. Dolayısıyla bütçeyi hem sosyal güvenlik hakkının korunması hem de finansman yapısının sürdürülebilirliği açısından okumak gerekiyor.

Bu değerlendirme, 2027 Yılı Bütçe Gerekçesi ile 2026 Yıllık Ekonomik Rapor verilerine dayanıyor. Karşılaştırılan 2026 rakamları yılsonu gerçekleşme tahmini, 2027 rakamları ise program hedefidir. Bunları kesinleşmiş sonuçlar gibi değerlendirmemek gerekir. Özellikle nominal harcama artışını doğrudan refah artışı saymak, yüksek enflasyon ortamında yanıltıcı olabilir.

Yüzde 66 artışın kapsamı

Bütçe gerekçesinin 491. sayfasındaki Sosyal Güvenlik Kuruluşları Gelir-Gider Dengesi tablosunda, toplam bütçe transferleri 2026 için 2 trilyon 75,9 milyar TL, 2027 için 3 trilyon 450 milyar TL olarak gösteriliyor. Aradaki yaklaşık 1 trilyon 374,1 milyar TL fark, yüzde 66,19 artışa karşılık geliyor. Böylece kamuoyunda konuşulan yüzde 66 oranı belgede doğrulanıyor. Ancak bu oran sosyal güvenlik kurumlarının bütün giderlerine veya kişi başına emekli aylığına ait değil, merkezi bütçeden yapılan geniş kapsamlı transfer toplamına ait.

Aynı tabloda toplam giderler 7 trilyon 296,7 milyar TL’den 9 trilyon 844,7 milyar TL’ye yükseliyor; artış yüzde 34,9. Prim tahsilatı ise 5 trilyon 701,9 milyar TL’den 7 trilyon 85,4 milyar TL’ye çıkarak yüzde 24,3 artıyor. Primlerin giderleri karşılama oranı bu nedenle yüzde 78,1’den yüzde 72’ye geriliyor. Başka bir ifadeyle, giderlerdeki büyümeye prim gelirleri aynı hızda yetişemiyor ve bütçe desteğinin önemi artıyor.

Transferlerin millî gelire oranı da bu değişimi gösteriyor. Bütçe gerekçesinin 188. sayfasında oran, 2026 yılsonu tahmini için yüzde 2,4, 2027 için yüzde 3,1. Bununla birlikte 2026 başlangıç hedefi zaten yüzde 3’tü. Dolayısıyla yüzde 66 artış yorumlanırken karşılaştırmanın başlangıç ödeneğine değil, daha düşük kalan yılsonu tahminine dayandığı unutulmamalı. Bu ayrım, kaynak artışını küçültmez; artışın hangi tabana göre hesaplandığını açıklar.

Devlet katkısı ve finansman ihtiyacı

1 Ağustos 2026’da kaldırılan düzenli devlet katkısı, yıllar arası karşılaştırmanın önemli başlıklarından biri. Eski uygulamada malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası primlerinin dörtte biri üzerinden katkı hesaplanıyordu. Bu gelirin sona ermesi, mevcut yükümlülüklerin karşılanması için başka bütçe kalemlerinden finansman ihtiyacını artırabilir. Ancak incelenen tabloda kaldırılan katkının 2027 etkisi ayrı bir tutar olarak açıklanmıyor. Bu nedenle transfer artışının ne kadarının buradan kaynaklandığını kesin rakamla söylemek mümkün değil.

 

Üstelik katkının kaldırılması ile toplam transfer artışı arasında bire bir ilişki kurulamaz. Önceden devlet katkısı olarak aktarılan paranın sonradan açık finansmanı olarak verilmesi, yalnızca kalemin adını değiştiriyorsa toplam kamu desteğini kendiliğinden artırmaz. Sağlıklı karşılaştırma için eski ve yeni katkı düzeninin, açık finansmanının ve diğer transferlerin aynı kapsamda ayrıştırılması gerekir. 2026’da katkının yılın bir bölümünde uygulanması, 2027’de ise uygulanmaması da dikkate alınmalıdır.

Tablodaki gelir-gider farkı 2026’da 102,5 milyar TL açıkken 2027’de 1 trilyon 955,1 milyar TL açığa dönüşüyor. Buna karşılık 2027’de aynı tutarda bütçe transferi öngörülüyor. Finansman açığının sıfır gösterilmesi, kurumun kendi gelirleriyle dengede olduğu anlamına gelmiyor; aradaki farkın bütçeden karşılanmasının planlandığını gösteriyor. Ayrıca bu 1,955 trilyon TL, geniş kapsamlı 3,45 trilyon TL transfer toplamına yeniden eklenmemeli; aksi hâlde aynı finansman iki kez sayılmış olur.

Emekli aylıkları ve sağlık hizmetleri açısından görünüm

Sigorta ödemeleri 2026’da 5 trilyon 208,6 milyar TL’den 2027’de 7 trilyon 198,4 milyar TL’ye yükseliyor. Yüzde 38,2’lik artış emekliler açısından dikkat çekici. Fakat bu toplamdan doğrudan kişi başına zam oranı çıkarılamaz. Aylık alanların sayısı, yıl içinde yapılan artışların bütün yıla yansıması ve diğer sigorta ödemeleri toplam harcamayı değiştirebilir. Belgede bu artışın ne kadarının olağan zamdan, ne kadarının yeni hak sahiplerinden veya ilave iyileştirmeden kaynaklandığı ayrı gösterilmediği için kesinleşmiş ek zam sonucuna varılamıyor.

Sağlık giderleri ise 1 trilyon 816,4 milyar TL’den 2 trilyon 339 milyar TL’ye çıkarak yüzde 28,8 artıyor. Sağlık finansmanına daha fazla kaynak ayrılması olumlu. Ancak gerçek hizmet kapasitesinin artıp artmadığını anlamak için ilaç, tıbbi malzeme ve tedavi maliyetleri ile hizmet kullanımındaki değişim birlikte incelenmeli. Harcamanın yükselmesi, tek başına daha kolay randevu, daha kısa bekleme süresi veya vatandaşın cebinden daha az ödeme yapması demek değil.

Kalıcı çözüm için gelir tabanının güçlenmesi

Bütçe gerekçesinde aktif/pasif oranı 2025’te 1,55 iken Haziran 2026’da 1,56’ya yükseliyor. Bu sınırlı iyileşme olumlu olsa da oran 2022’deki 1,89 düzeyinin altında. Ayrıca aktif sigortalı sayısı, her ay düzenli ve tam prim ödeyen kişi sayısıyla eş tutulmamalı. Sistemin mali gücünü belirleyen yalnızca kayıtlı kişi sayısı değil, prim ödeme süreleri, bildirilen kazançlar ve tahsilat başarısıdır.

2026 Yıllık Ekonomik Rapor, prim tabanının güçlendirilmesinin neden önemli olduğunu gösteriyor. Yılın ilk yarısında mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi istihdamı 141 bin kişi azalırken hizmetler istihdamı artıyor. Raporda eylül itibarıyla enerji enflasyonunun yüzde 46,11, hizmet enflasyonunun yüzde 37,65 olması da sabit gelirlilerin geçim baskısını ortaya koyuyor. Bu şartlarda hem kayıtlı istihdamı artırmak hem de emeklilerin temel ihtiyaçlar karşısındaki alım gücünü korumak gerekiyor.

2027 bütçesinin güçlü yanı sosyal güvenliğin finansmanına daha fazla kaynak ayırması; zayıf yanı ise prim gelirleri ile giderler arasındaki mesafenin açılması. Kayıt dışılığın ve eksik ücret bildiriminin önlenmesi kalıcı gelir sağlayabilir. Emekli açısından ise açıklanması gereken temel soru, 3,45 trilyon TL’nin ne kadarının mevcut yükümlülüklere, ne kadarının prim desteklerine ve ne kadarının yeni aylık iyileştirmelerine ayrıldığıdır. Kamu desteğinin büyümesi önemlidir; bunun emeklinin yaşamına nasıl yansıyacağı da açıkça ortaya konulmalıdır.

Kaynaklar 2027 Yılı Bütçe Gerekçesi, s. 125, 188, 429, 431 ve 491; 2026 Yıllık Ekonomik Rapor, istihdam ve fiyat gelişmeleri bölümleri. Yüzde değişimler ilgili tablolardan hesaplanmıştır. Devlet katkısı için 7590 sayılı Kanun, m. 15 ve 31.

 

Dilek Ete